Sümük ve karakter kelimesini bir arada kullanınca sümük gibi yapışan bir kadın oldugum aklınıza gelebilir elebet.ancak ben buna karar veremem sanırım.eski sevgililerimden biri yazarsa bloguma bunu ögrenmiş olabiliriz:)
Neyse ben sizlere ilişki anlamındaki sümükten bahsetmeyeceğim elbette.kış boyunca hiç olmadığım kadar sümük akıttım.vize final demeden birlikte hazırlandık.beni hiç yalnız burakmadı bu salgı sagolsun.tabiki kurbağalı peçetelerimi unutmamak gerek.sadık dostlarım benim. Geçmiyordu, ben de artık o yokmuş gibi davranıyordum….
Ben zaten inişli çıkışlı bir grip hayatına girmiştim epeydir.ama yazın ortasında bu grip nedir anlam veremedim. Kulağım o kadar uzun süredir tıkalı ki unuttum artık normal duyduğum günleri. Bir de kulak tıkalı olunca sadece kulak tıkalı olmuyor elbet. geri zekâlıya bağlıyorsunuz. Bilhassa diyalog esnasında “Ha?”, “Hı?” seslerini o kadar çok kullanıyorsunuz ki ilişkileriniz yıpranıyor. Kulak tıkalı olunca kendi sesini de bilemiyor insan. Bağırmış olmayayım diye sürekli fısıltıyla konuşuyormuşum. Bir de son günlerde boş boş bakmaya başlamıştım. Akvaryumun içinde gibi tuhaf bir his. Burun akıntısı da o kadar uzadı ki, şöyle söyleyeyim, sümük kişiliğimin parçası haline geldi.
Ben ondan vazgeçsemde,bu akıntı yada salgı ne derseniz artık.bana yapıştı gitmek bilmiyor.sevmeye çalışıyorum şimdi onu.her ilişkiye adım atmaya çalışan kadınlar gibi.belki bir süre sonra onu sevdiğimi düşündürebilirsem vazgeçip gider her erkek gibi:))))


