9 Kasım 2012 Cuma

yok'taki VAR'lık

Din kavramını yok etmek istememiz bizi daha çok bu cümlenin içine sürüklemekte aslında.ve insanlar bu cümleye bir hayat bahşedebilirler elbette.''yok etmek''cümlesi ''var etmek'' cümlesi ile çelişmemeli belki de.çünkü ;her iki olgu aynı anlamda can bulmakta.ve her nekadar farklı anlamlar çağrıştırsalar da zihnimizdeki gri hücrelerde aynı Tanrı için kurulan iki cümle olmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.

8'in özeti

uyandığımda yok olmak fikri listemde baştan 2.sıradaydı.ama önce ilaç almalıydım.rahatsızlığımı yok edebilecek bir ihtimali yok etmemeliydim.çünkü hasta olduğum için ölmek istemiyordum.aslında aldığım ilaçta ölünesi bir hastalığın ilacı değildi zaten.sonra saçlarımı fırça darbesi ile tanıştırdım.seviştiler belki de gözlerime aldırmadan.ve hazırdım.Ankara'nın en sevmediğim mevsimine merhaba dedim kapıdan çıktığımda.bilirsiniz beni.kışları nasıl hayatta kaldığımı hala çözemedim,çok üşüyen biri olarak.ingilizce derslerini sevmem oldum olası.çünkü;gramer bilgilerinden midem bulanıyor artık.ama dinliyor numarası yapmaktan kacınmadım.hatta notlar aldım.ama hocanın anlattıkları degıldı aldığım notlar.benim o konu ile ilgili oluşturduğum pratik gramer bilgileriydi.ve sonra sıkıldım kendi olmayan insanların bulunduğu binadan.çıktım.yağmurun yağmasına aldırmak istemeden devam ettim.ve en çok sevdiğim yerde buldum kendim.ait kılmadım kendimi dondurmalı browniye.ama yedim.midem bulandı.browniden değil yanlış anlamayın.aklıma gelen insanlardan.ve aklıma gelen ilk kitabı hediye etmesini söyledim arkadaşıma.10 dakika sonra elimdeydi kitabım.ve aşık olduğum adamın kelimeleri ile sıkı bir seks yasayacaktım yaklaşık 7 dakika sonra.ve son basamaktan sağ ayağım ile indikten ve yaklaşık 12 adım ilerledikten sonra yine sağ ayağım ile metronun kapısından içeri girdim.sola döndüm ve sarı koltuklardan yan tarafında ayırma kavramını yaşatabilmek adına konmuş demir direğin bağlantılı olduğu koltuğa oturdum.sonrasında kendimi huzura erdirme zamanına merhaba dedim.ve her kelimesini şehvetle okuyordum kitabın.birazdan kötü bir konuşma yapacağım adama doğru ilerleyen metrodan indim.inmeliydim.bu kadar huzurluyken ben,onun bana sunacağı aldatılma hikayemi dinlemek o kadar da cezbetmemişti hücrelerimi.sonra bir arkadaşımın evine giderek ısınmaya karar verdim.soğuktu çünkü metro durakları.kapıda karşıladı beni tüm ruhunu adadığı başucu kitabı ile.ve bir Elf hikayesi ile baslattı hikayesini.sonra onun kelimelerine kapıldım.ve ruhum bir Elf'in ruhu kadar özeldi artık.