saat henüz 22:30 olmasına rağmen uyku gözlerimden durmadan akan sümük kadar hızlı akıyor olmalı.yorgunum.eğlencenin ve mutluluğun sonsuzluğuna inanmak istediğim zamanlardaki kadar sonsuzum.bir taraftan radyo dinleme zevkini yaşarken,diğer taraftan farklı bir ülkede olmanın nasıl bir his olduğunu düşünüyorum.çokta enteresan gelmiyor aslında.tek bildiğim,dünyanın her bir noktasında abazalığın hala devam ettiği ve dürüstlüğün hala insanlık tarafından fethedilemediği...edilir mi dersiniz?sonsuzluğun başlangıcında ya da birgün çok uzak bir günde tam bir birleşme sırasında kadının vajinası ile erkeğin penisinin tanıştığı o ''an''da...kadın itiraf eder mi adamı hiç sevmediğini...sadece diğer herkes kadar basitleşmek istediğini..cinselliğin hayatındaki yerinin basitleşebilmek için yaşadığı bir kural olduğunu..kurallarını aşıp zamanı sonsuzluğun durak noktasında bekletmek istediğini...aslında yaşanan o an,her aklına geldiğinde midesindeki peristaltik hareketlerin tüm bedenine sonsuzluğun şölenini yaşattığını...
sanmam...
bunları itiraf edebilmek ne mutlu ederdi bir kadını...sırf deneyim olsun diye yaşandığını bilseydi adam ne hissederdi?bence bir daha asla cinsellik yaşamak istemez,aynada kendine bakmaktan hep korkardı...
ve kadın adama;asla ondan zevk almadığını da belirtmek ister, mide bulantısının ardından gülme krizlerinin geldiğini de söylerdi sanırım...tabi insanlık dürüstlüğü hak etseydi...