saat 10:30 da uyanmakla başlayan bir gün ve bel fıtığı olmamak için uygulanması gereken yataktan kalkma hareketi ile güne başlamak..sıkıcı bir gün olduğunu yataktan fırlayarak uyanmamamla anlamıştım.bu günden tek beklentim;derslerimin sona ermesi ve eve gelebilmemdi.sıradan bir kahvaltı ve sonra cici,prenses bir kadın olup evden ayrılma..tabi ki küpe takmayı unutmamak gerek.en önemli kısmı buydu zaten.ne olursa olsun asla küpesiz çıkmamak.okul servisini kaçırmamak için koşmaya çalışan 1000 tonluk fil gibi koşmalarım falan filan..ilk dersimin bulaşıcı hastalıklar olması ayrıca mutlu kılmasa da beni,ders başlamıştı.sonrasını hatırlamıyorum zaten.neden mi?sürekli ayakkabılarımı izledim.beni ergen bir prenses yapabilmiş miydi bu ayakkabılarım..sanmam..dersin 16:30 da bitmesi ve evde tek olma fikri beni,''bir yerlere gitmen gerek''düşüncesine itiyordu her geçen dakika..metroda karşılaştığım alt sınıfımın ısrarı üzerine onun evine gitmeye karar vermiştim.beş saniye sürmüştü karar verebilmem.eve gidilip dinlenme faslı,yemek derken çay içelim denildi evdeki bireylerinde katılımı ile...konu Isparta'dan açıldı.gitmemiştim ısparta'ya.herksin heyecanla bahsettiği yeri hiç merak etmemiştim.oysaki önünde eğilmem gereken insan ıspartalıydı..kendi kendime konuşmaya başlamıştım ki;ısparta fotoğrafları önümde diz çökmeye başlamışlardı bile.bu davet,bahsedilen sohbet konuları,düşünceler hepsi yersiz ve zamansızdı.ben bile zamansızdım..düşüncelerim birbirinden bağımsızdı.bunları düşünürken,her bir fotoğraf hakkında anlatılan hikayeleri fark ettim..şaşırtıcıydı.yaşamına,düşüncelerine,sağ duyusuna,bir konuya olan inancına ve bunu savunmakta ki iradesine hayran kaldığım insan anlatılan fotoğraf karelerine sığdırılmaya çalışılmıştı..fotoğrafı çeken kişiyi kıskanmak istedim ama yapamadım..her bir fotoğraf için 10 damla gözyaşı döktüm..tutmak istedim bir kaç fotoğrafta kendimi.başaramadım..göz yaşlarıma hakim olmak istediğim her saniyede,gözyaşı yerine çakıl taşları döküldü gözlerimden...sonra,zamansız olan her şeyin mutluluk göz yaşlarına boğabileceğine inandım insanı...
