Duş almak kadar huzur veren başka bir rahatlama sistemi de küvetlerin tadını çıkarmaktı.yapılan uzun,yorucu yada eğlenceli yolculuklardan sonra huzura erişebilmek için,suyun vücudumdaki dansını beynime aksettirebilmem yeterliydi..
en sevilen hocayla en eğlenceli yolculuklarımdan birini yaptıktan sonra,yerleşeceğimiz otelin önüne geliyor ve kalacağımız odanın,binanın on birinci katında olduğunu öğrendikten sonra küçük sırt çantam ve turuncu kol çantamla odama doğru yol almaya başlıyorum.aklımdan geçen tek şeyse,sıcak bir duş alarak kedime gelmek elbette ki..odaya girip banyoya koştuğumda ise karşılaştığım mucize karşısında mutluluğumu saklayamayarak sonsuz bir çığlık fırlatıyorum...doldurulmuş bir küvet ve saray hamamlarını andıran bir banyo..''tanrım sen gerçek olmalısın.'' dememek imkansız.
dünyanın,insanların ve hücrelerimin karmaşasından çok yukarılarda ,bu fransız otelinin on birinci katındaki bu küvette bir saate yakın uzandım ve saflığıma yeniden kavuştuğumu hissettim.hiçbir zaman sıcak bir banyoda olduğum zamanki kadar kendim olamamıştım zaten.vaftize,kurşun döktürülerek kötü ruhların uzaklaştırılmasına filan inancım yoktur ama sanırım dindar insanlar için kutsal su ne anlam taşıyorsa,benim için de sıcak bir banyo aynı anlamı taşıyor.banyoda düşüncelere dalarım.suyun çok sıcak olması gerekir.insanın ayağını bile batırmaya güç dayanamayacağı kadar sıcak.sonra yavaş yavaş,santim santim,su boğazıma gelinceye dek alçaltırım kendimi.ve sonunda tamamen suyun içinde tüm bedenim.küvette uzanırken tepedeki tavana bakmaya başlıyorum.içine uzandığım her küvetin tepesindeki tavanı hatırlarım.tavanın dokusunu,çatlaklarını,renklerini,nem lekelerini ve aydınlatma düzenini hatırlarım.küvetleri de hatırlarım:ayaklı antika küvetler,tabut biçiminde modern küvetler ve nilüferli ev içi havuzlarına bakan gösterişli,pembe mermer küvetler.ve değişik boy ve biçimdeki muslukları ve çeşitli sabunlukları da hiç unutmam elbette..
sıcak suyun içerisinde tavanı izlemeye dalmışken kendi kendime,yaklaşık iki ay önce tanıştığım arkadaşım ''eriyor'' diyordum,odamdaki Elvis posteri eriyor,perdemdeki dinozorlar eriyor,dünya eriyor,hepsi eriyip kayboluyor ve artık hiçbiri rahatsız etmiyor beni.onları tanımıyorum,onları hiç tanımadım ve tertemizim ben...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder