18 Şubat 2013 Pazartesi

220112

Zamansızlıktı insan ruhunu özel kılan.
bundandı erken doğumlarda yasanan heyecan.
en az zamansız gelen olum kadar sasırtıcıydı zamansız gelen kısıler.
anlayamazdın ve anlamakta istemezdin çoğu zaman.
gri hücrelerin can bulmuşsa bırkac saatlıgıne farklı bır bedende,
anlamak ıstemezdın yaşadığın sonsuzluğu bır kalıba sığdırarak.
ve sonra yok olurdun.olmazdın aslında ama olmak isterdin yanı basında bulunan heycanı kaybetmemenın telasıyla
sonra uc harfe sıgdırırdın kelımelerin yeteriz kalacağı bu hisleri.çokta önem taşımazdı aslında kac harf ile sınırlandırdıgın.çunku daha buyuk ugraslar edınırdın kucucuk bır kelımeyı yok etmek ıcın.
oysa bu ugraslar daha da guclu kılardı kaçmak ıstedıklerını...
zamansızlıktı insanı tarif edemeyeceği hislerde yaşatan ve tüm gri hücrelerini bırkac saatliğine en can alıcı renklere girdirip daha sonra zıfırı karanlıkta yok eden.

                                                            

9 Kasım 2012 Cuma

yok'taki VAR'lık

Din kavramını yok etmek istememiz bizi daha çok bu cümlenin içine sürüklemekte aslında.ve insanlar bu cümleye bir hayat bahşedebilirler elbette.''yok etmek''cümlesi ''var etmek'' cümlesi ile çelişmemeli belki de.çünkü ;her iki olgu aynı anlamda can bulmakta.ve her nekadar farklı anlamlar çağrıştırsalar da zihnimizdeki gri hücrelerde aynı Tanrı için kurulan iki cümle olmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.

8'in özeti

uyandığımda yok olmak fikri listemde baştan 2.sıradaydı.ama önce ilaç almalıydım.rahatsızlığımı yok edebilecek bir ihtimali yok etmemeliydim.çünkü hasta olduğum için ölmek istemiyordum.aslında aldığım ilaçta ölünesi bir hastalığın ilacı değildi zaten.sonra saçlarımı fırça darbesi ile tanıştırdım.seviştiler belki de gözlerime aldırmadan.ve hazırdım.Ankara'nın en sevmediğim mevsimine merhaba dedim kapıdan çıktığımda.bilirsiniz beni.kışları nasıl hayatta kaldığımı hala çözemedim,çok üşüyen biri olarak.ingilizce derslerini sevmem oldum olası.çünkü;gramer bilgilerinden midem bulanıyor artık.ama dinliyor numarası yapmaktan kacınmadım.hatta notlar aldım.ama hocanın anlattıkları degıldı aldığım notlar.benim o konu ile ilgili oluşturduğum pratik gramer bilgileriydi.ve sonra sıkıldım kendi olmayan insanların bulunduğu binadan.çıktım.yağmurun yağmasına aldırmak istemeden devam ettim.ve en çok sevdiğim yerde buldum kendim.ait kılmadım kendimi dondurmalı browniye.ama yedim.midem bulandı.browniden değil yanlış anlamayın.aklıma gelen insanlardan.ve aklıma gelen ilk kitabı hediye etmesini söyledim arkadaşıma.10 dakika sonra elimdeydi kitabım.ve aşık olduğum adamın kelimeleri ile sıkı bir seks yasayacaktım yaklaşık 7 dakika sonra.ve son basamaktan sağ ayağım ile indikten ve yaklaşık 12 adım ilerledikten sonra yine sağ ayağım ile metronun kapısından içeri girdim.sola döndüm ve sarı koltuklardan yan tarafında ayırma kavramını yaşatabilmek adına konmuş demir direğin bağlantılı olduğu koltuğa oturdum.sonrasında kendimi huzura erdirme zamanına merhaba dedim.ve her kelimesini şehvetle okuyordum kitabın.birazdan kötü bir konuşma yapacağım adama doğru ilerleyen metrodan indim.inmeliydim.bu kadar huzurluyken ben,onun bana sunacağı aldatılma hikayemi dinlemek o kadar da cezbetmemişti hücrelerimi.sonra bir arkadaşımın evine giderek ısınmaya karar verdim.soğuktu çünkü metro durakları.kapıda karşıladı beni tüm ruhunu adadığı başucu kitabı ile.ve bir Elf hikayesi ile baslattı hikayesini.sonra onun kelimelerine kapıldım.ve ruhum bir Elf'in ruhu kadar özeldi artık.

7 Kasım 2012 Çarşamba

ve aylaklık

her seyi yok ediyorum tekrardan.alışkanlıklar bana göre değil.hiç tanımadığım bir adama adamaya çalışıyorum bir haftadır kendimi. ilk defa kullanmaya başladığım telefon denilen makineden ısrarla yazıyorum.teknoloji harikası programları kullanıyorum bu gönderileri yazarken.oysa mektup atmak isterdim.belki o da isterdi kim bilir.ama hayır ne telefona alışabildim .ne de kendimi birine adama fikrine.ağlıyorum sessizce.üzülmüş numarası yapmak istiyorum ayrıldığım adam için.ama ruhum bana hükmediyor.çünkü en son ağladığımda gözyaşı beklerken ben,kemik fırlatmıştım gözlerimden fark etmeden.eğlenceli bir dünya sunmak istediğimde;susuyorum.bugun yaptığım telefonu kullanmama kararı da aldığım en iyi karardı belkide.ev arkadaşım.işte dünyanın en samimi insanı ile tanıştınız bu iki kelimeyi kurduğumda.şanslıyım.aldatıldığım için,zamana takılmadığım için,ve yok edici kararlar aldığım için.3 ay önce balıkları sevmemi sağlayan adam.ve seni sevebilir hatta seni görmek için tekrardan gelebilirim asırlar ötesindeki dünyana..ve ben yaz mutluluğunun bana sunmuş olduğu Aylaklığım ile tanışıyorum tekrardan bu gece..                                                                  


ve La Ramblas'da seninle tekrardan viski yudumlamak aşkına bu gece tüm hücrelerim.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

ve roma günlükleri

Kendimle yaşamayı başarmakta bile zorluk çekerken,biranda dokuz kişi ile aynı evi paylaşmanın zorluğunu anlatabilmem imkansız olur elbet...o halde yapabileceğim tek bir şey vardı.Ve yaptım evet.eve geç girip erken çıkma kavramı.merdivenleri seviyorum.aslında ben rahatı sevmiyorum :}}

11 Haziran 2012 Pazartesi

kafam 2 oda bir salon.Ve ben,salonda kalabalık misafirleri ağırlar gibi ağırlıyorum düşüncelerimin karmaşıklığını.
merhaba.