28 Haziran 2011 Salı

kısa kısa

Hikayeler yazmaktan sıkıldım artık.uzun süre bağlı kalamıyorum hiçbirşeye.hayatım boyunca böyle oldu.mesela;''anneni mi çok seviyorsun babanı mı?''dediklerinde ben''ikisini de çok seviyorum’’diyen aptal çocuklardan olmadım hiçbir zaman.hep seçimlerim değişti evet.ama ben hep birini seçtim.iyi ya da kötü.bundan yaklaşık 16 yıl önceye gidiyorum ve o zaman annemden nefret ettiğimi hatırlıyorum.neden mi?çünkü;bir çocuk için en önemli olan duygu sevildiğini hissetmektir ve annem sadece öylece oturuyor ve bana bakmakla yetiniyordu.ölen diğer çocuğunu bende görmek istercesine.bense beni izlemesinden nefret ediyordum.babamın geliş saatini ezberlemiş ve hesaplama yapabilmek için,babamdan bana saati öğretmesini istemiştim.birde saat istemiştim elbet.düz bir saat.''baba saati'' demiştim saat isterken.oysaki kız çocukları o yaşlarda hep anne saati isterdi!o günden sonra hep saat kullandım ben.gece uyandım saate baktım.okula başladım,ders aralarında hep saate baktım.biraz büyüdüm ve tarih kavramına takıldım.ama saat hesaplamalarının yerini hiçbir kavram alamadı bende.daha ince yaşamak mıydı saat benim için?neydi?neden bu kadar bağlanmıştım bu kavrama?
Şimdi yaklaşık 2 sn ye düşündükten sonra şunları söylemek istedim;saat ya da zamandaki ince kavram,detayları seviyordum ben.ve saat;beni hep mutlu eden,sevdiğim insanlara veya olgulara ulaştıran küçük bir kavram.bundan dolayı hep saatlere yükledim insanların anlamlarını ve her insana bir saat ayırdım yaşamımda.çok sık saate baktığımda,zamana bakmadım ben.mutluluk ve sevinç için sabırsızlanmamdı bu kadar çok saate bakmalarım..buluşmalara kaç daika kaldı ve sonrada kaç dakika sonra ayrılacağız bakışlarıydı saatlerle olan sevişmelerim…

27 Haziran 2011 Pazartesi

...

Duyarlı ama demir gibi kadınlar kadınlar.hiç yıkılmadan yaşamlarını sürdürürler.bir kez bile aşağılanmazlar.herkes tarafından onaylanan müthiş bir kararlılıkları vardır evet!büyük bir olasılıkla yazı,çizi işleriyle uğraşırlar.yazdıkları şeylerde bir yandan toplumsal sorunları ele alırken,bir yandan da duyarlılığın bilimsel dayanaklarını sunmaya çalışan müthiş kadınlar.çevremde hep böyle kadınlar gördüm aslında çoğu böyle degildi belkide,ama bu olmaya çalışan kadınlar.uzun zamandır ilk defa kendime zaman ayırdığımı fark ettim ne garip!neyse tekrar dönüyorum yazıma dağıtmamam gerek bilirsiniz kurallar benim içindir.giriş gelişme ve sonuç mutlaka olmalıdır.yaşamaya ilişkin o öğrenilmiş kararlılıkları,deneyimlerle buğulanır ve bir parıltı düşürür tüm bedenlerine..emek verdikleri ilişkileri vardır.unutmadan emeği ve zamanı çok önemserler.sevgilileri onlara sarsılmaz bir saygı duyar ve akşamları,erkeklerin kadınları dövmesinin ne kadar iğrenç olduğu gibi kolay uzlaşılır konularda konuşulur.genelde terk eden onlar olur ve mutlaka yalanlanamaz bir nedeni vardır bu ayrılıklarının.Ve mutlaka düşünsel bir ayrılık.sevgilileriyle asla yüz göz olmazlar bu kadınlar ve sokakta ağlamazlar.zaten ağlamaktan nefret ederler.bu arada cosmo kızlarla alay edebilecek kadar zeki ve birikimli hissederler kendilerini.ne de olsa biraz sosyolji,biraz psikoloji:''makyaj yapmak fallik bir  durum.''

özgüvenleri granitten anıtlar gibidir.ancak yine de,en ulaşılmaz özellikleri,tükendikleri anlarda bile kendilerini yeniden üretebilecek donanıma sahip olabilmeleridir.hiç pes etmezler ve hayatları bir Amerikan boksör filmi gibi geçip gider.

şiiri sevmezler sevmesine de.kitabın uzun dipnotlusu,bir de filmin fransızını severler.

genellikle büyük kadınların hayatlarını merak ederler.evlerinde çalışan temizlikçiye de iyi davranırlar.çünkü anneleri söylemiştir Onlarında saygıyı hak ettiklerini..ve genelde sınıf ayrımı yapmadan severler her insanı ya da Din!temizlikçiye yeterince iyi davranırlar ama.çünkü bilirsiniz işte,toplumsal yapının getirdiği bir şey.biraz yüz verince astarını istiyorlar canım!!

Vee en önemlisi;her hafta bir gün düzenli olarak ve asla radikal olmayarak feminist olabilirler..

                                       

22 Haziran 2011 Çarşamba

müzikalin çaresizliği

Zamana sığınmış öfkeleri vardı kadının.ve o akşam yok etmeye karar vermişti.müzikal gibi olacakatı herşey.iniş çıkışları olacaktı elbet öfkelerinin.ama o akşam kararlıydı kadın,müzikale muhteşem bir son hazırlamaya.tek hissettiği öfkesiydi ve bu öfke O’nu cezb eden bir erkek kadar ihtişamlıydı.saat 7 olmuştu(19:00)yüzleşmeye yarım saat kalmıştı evet..ve saat 7.30.arabadan inişi ve bileğinde olan lacivert kısa belli,kalçalarını aşarak ince beline kadar ulaşan ve saçlarının uzunluğu ile eşit olan topuklu ayakkabılarıyla,dalgalanmaya başlayan öfkesini yerle bir etmeye hazırdı.kapıdan girişi ve her yerde onu arayışıise  fark edilmeyecek gibi değildi.ve sonunda görmüştü kadın hermes kadar yakışıklı olan adamı.evet evet kapıdan giriyordu.O’ muy du ama.hayır.evet O’ydu.içiNdeki öfkenin tarifini yapmasını isteseydim eger şu cümleleri sarferder di kadın’’müzikalin slow bir şarkıya dönüşmesi gibiydi içimdeki duygular’’..bu kadar kötü olmamalıydı hayır…ve arada 30 cm kalacak şekilde yakınlaşmalar.ve sonra adamın kafasını çevirerek kadına bakışı ve tekrar heycan dolu enstürman sesleri …ve bir sessizlik…tekrardan yok olurcasına içteki med-cezirler…kadının geriye çekilmesi ve adamın çaresizce kadından uzaklaşması…ve sonra bitti mi der gibi bakan şaşkın bakışlar..kadında nefretin yerine şefkate bırakan sıcak duygular…mutlu sonun gelmesini bekleyen kalabalık gruplar…
…ve kadın o an onun kadar sevemeyeceğini anladı hiçbir müzikali ve öfkeyi…hermes gidecekti elbet ayaklarındaki kanatları kullanabilmek adına…ve kadın dönmeyeceğini bilerek yaşamak istemeyecekti ve  beklemeyecekti dillere destan olmuş hermesi…beklememek ve dönmemek adına and içti kadın o gece.Sonra sol göğsünü Hermes'e adadı.O'nu cezbedebilecek başka birşeyi olduğunu düşünmüyordu çünkü kadın…İronileri sevmediğini söylese de,yaşamı ironiler üzerine kuruluydu elbet her kadın gibi..
Öfkesine yenik düştü her geçen gün biraz daha ümidini yitirmek istememesine rağmen.Ve sonun da hermes döndü..Fakat kadın öfkesi ile oluşturduğu müzikali yok etmişti..
hermes e bakan her insan O'nun bedeninde kadının sol göğsünü gördü ve bu ihtişam karşısında can verdi her beden...
Kadın;Hermes te kıldığı unutulmazlığı başka insanların ruhlarında devam ettirdi o günden sonra...



9 Haziran 2011 Perşembe

konuştum


Öyle bir suçluluk duygusu var ki bende,yemediğim yemeğin kalbinin kırıldıgını düşünerek tabağımda bırakır ve yaklaşık 2 saat sonra onun gönlünü almaya çalışabilirim.Böyle yaşamak hiçte kolay olmuyor elbet.yaşamayı becerebilenlerin önünde donup kalıyorum.Yani merak ediyorum insanlar nasıl oluyorda yaşamayaara vermek istemiyorlar.Bana gelince,ara vermek bir yana,yaşamak isteyip istemediğimi düşünüyorum bazen tamam tamm çoğu zaman.böyle bir saplantım-ya da karalılığım hiç olmadı.ama kendimi dünya için paha biçilemez bir hediye olarak görmekten de alıkoyamıyorum aslında.Soğuk makarna gibiyim,ne dünyaya zarar vermek istiyorum ne de yarar sağlamak gibi önlenemez bir isteğim var.Var olmak mı?o kadarada heyecanlı gelmiyor bana.buna karşılık ,yok olmanın da anlamlı bir yanını göremiyorum.Tavşan boku gibiyim yani bir bakıma;kokmaz bulaşmaz.sizin anlayacağınız ,eğer ölümü anlamlandıran yaşadığınız sürece yaptıklarınızsa,pek şansım yok…:)

7 Haziran 2011 Salı

Ormandaki namus

Ve ben ilk defa ağlıyordum tekrardan.saat 18 30 du.dışarıda kalmıştım.adama boş konuştugunu düşünerek ''haddin olmayan konuşmalarda bulunma''diye haykırıyordum ve çalan telefonuma baktığımda,uzun zamandır görüşmedigim bir arkadaşımın olduğunu gördüm.bilirsiniz bazı arkadaşlar vardır hani uzun zaman görmemek sorun degildir..bu arada hiç dostum olmadı zaten.
5 kişi diye başlayan cümleyle irkildim önce..sonra tepkisizlik sendromum başladı ama kendime gelmem ve cümleyi düşünmek istemeyişim 3 snye içerisinde gerçekleşti...
...sonra telefon kapandı ve ben kendimi kaybetmek istedim.yok olmak.''dünyaya gelmişlik oyunu oynuyorum sadece,aslında ben dünyada değilim''diyordum kendime…idealler,hayaller ve istekler hepsinden vazgeçtim sonra..ne içindi ideallerim ve ne içindi arzuladıklarım..
Eve girdiğimde okumaya başladığım mizah dergisinde''gençleri cinsel filmlerden uzaklaştrımak için böyle bir uygulama getiriyoruz.''diyen sevgili büyüklerimizden birinin sözleri,dünyada oldugumu tekrardan hatırlattı bana.filmleri engellemek,kitapları toplatmak ve bunlarla yetinmeyerek kitaplardaki bazı bölümleri yok edip tekrar basımını gerçekleştirmek..böylece istenen standart insanı oluşturmak..hani yaratmak Tanrı ya aitti!!!standart insanı elde ediyoruz evet..cinselliği ormanda iz bırakmadan yaşayan ve yaşatan standart insanlar..ve tabiî ki namus elçileri olduklarını unutmamak gerek bunların.neden mi?çünkü kimsenin ahlakını bozmadan,hayvani isteklerini porno film izlemeden gerçekleştirebilen,çıkan yasaklara uyum saglamalarında hiçbir problem bulunmayan ve en önemlisi porno sitelere girmemelerinin taktire şayan bir hareket olduğu kabul edilen bu insaları bizde buradan kutluyoruz elbet!!!

Ama unutmadan.cinsellik yok edilemez ve siz görünürde yok etsenizde görsellikleri,bir kadının 5 penis tarafından vajinasına girilmesini yok edemeyeceksiniz.sizin tabirinizle sevgili büyüklerim;namusu yok eden cinsellik olsaydı eğer zaten sizin zihniyetiniz ortaya çıkmamış olurdu ve bir kadını yok edebilecek 5 penisle tanışması bir gece vakti,en saf kelimeyi kalbinde ve tüm siyah,karanlık hücrelerinde hissederken gerçekleşmezdi!!!

6 Haziran 2011 Pazartesi

...


Orgazm olmuş ilişkiler..ne kadar tahrik edici gelsede aslında insan yaşamını basitleştirmenin en kolay yoludur orgazm..maksimum yarım saatle sınırlı olan ülkemizde bu yarım saat için neler yapılmaz neler planlanılmaz ki..insanların farklı orgazm türleri vardır bilirsiniz elbet.bazı kadınlar tanırım begenilmek yeterlidir gün boyu orgazm hissi yaşayabilmeleri için..ya erkekler! en az kadınlar kadar tahrik edici bulurlar begenilmeyi..
Zaman sa beni tahrik eden tek unsur çogu zaman..tahrik etmek kelimesi cinselligi simgelesede bende farklı anlam kazanıyor..kışkırtıcı ama korkutucu bir boyutta varlğını hissediyorum kulak mememin hemen altında,boynumdan,küçük ve  çelimsiz  omuzlarıma  inen orta nokta da tahrik edici bir 
 kelime...
Zamandaki orgazm! 



not:başlık bulamadıgım içindir üç nokta koymam..işin gizemine büründügümü düşünmeyin sayın okurlar.orgazmda gizem olmaz:)

31 Mayıs 2011 Salı

merkezcil yaşamlar!

Boş işleri hep sevdim ben.nedendir bilinmez boşluktaydım her daim..boş olmamdandır bu kelimeye bu kadar baglanmam.ama dolu insanlarıda gördüm hayatım boyunca ve hep nefretim olmuştur onlara karşıda..bilgi yüklemeyi başaramam insanlara.mesela kitap okumayı ele alalım.dolu insanlar dünya klasikleri okurken ben dinden nasıl sogurumu araştırıyordum ve başkalarının cümlelerini asla sahiplenemedim.kitapta anlatılanlar beni cezb etti çoğu zaman. ama o ihtişamlı cümleler ben yapamadı beni..lise yıllarım geldi aklıma.okulda hep bilen insanlar vardı ve bugun bindigim servisteki 3 kadın..en aktif olanı şikayet ediyordu erkek arkadaşından.''nasıl izin vermez ya ödp binasına gitmeme'' die haykırıyordu resmen.ödp yi savunan bu kadın üzülmüştü ama elindende bir şey gelmiyordu!!dğierleri de,''haklı ama sevgilin bebeğim yaa,çocuk seni düşünüyor’ diyerek onaylıyorlardı erkek arkadaşın dediklerini..ey dolu nitelikli insan..ey kendini dışarıda her şeyi bilirim die afra tafra yaparak anlatan,bildigi iki cümleyi süsleyerek insancıklara sunan mükemmel üstü varlıklar..madem bu kadar çok istiyorsunuz gitmeyi ne die dinlersiniz yarım akıllı  o sevgililerinizi. 
        İşte kadınlar burada kaybediyorlar sanırım.''erkek o ama yaaa''dierek avutuyorlar kendilerini ve erkekleri yüceltmeye tam da kendi isteklerini yok ettikleri noktada başlıyorlar..bazı kadın türevleri vardır birde’olsun ama yaa ben mutlu oluyorum.çünkü o mutlu''demeleri yok mudur ey yüce insan madem sen onun mutlulugu ile mutlu olmayı başarıyorsun birazda adam senin mutlu olacagını düşünerek mutlu olsun ne dersin!!..hayır arkadaşım sizin yüzünüzden bizde yanıyoruz sonra…''bak A nın sevigilisi'' dierek başalyan cümlelerden oluşuyor her muhabbet bir süre sonra.
Hayatının merkezinde olmak ya da olmamak..izledigim insanlarda hep hayatlarının merkezlerine almışlar birbirlerini.ama hepsi üzgün ve hepsi ümitvar;birgün ilişkilerinin düzeleceğine,mutlu olacaklarına dair.
       Üzgünüm sizin adınıza iyimser insanlar!o mutluluk siz kendinizi kaybetmeye başladıgınız, mutlulugunuzu başka insanlarda,başka konuşmalarda ve farklı bedenlerde aramaya başladıgınız anda sizleri terk etti…hep nankördünüz.ama kendi nankörlügünüzü üstlenemeyecek kadar cesaretsiz…güçsüzdünüz evet!bunu söylemem gerekti artık üzgünüm.''eleştirmek'' kelimesi sizler için var edilmiş en ihtişamlı kelime ve bunu alın saklayın koynunuzda..birgün gerçek olmayı amaçlar ve mutsuzluktan(kendi isteklerinizi yok ederek) mutlu olunamayacagını anlarsanız ihtiyacınız olacak ve işte o an günah kadar unutulmaz kılacaksınız yaşamlarınızı…Ve mutlu..