ben sadece sarı elbiseli bir aptalım bu gece.
6 Haziran 2012 Çarşamba
4 Haziran 2012 Pazartesi
Sütümü aldım geldim.derken dedim bir mail kontrolü yapalım.bu arada facebook sayfamı özlemeyebilirim ancak her gün mail kontrolü yapmazsam ayrı bir mutsuzluk hormonu ile vücudumun tüm dengelerini bozabiliyorum.çok ta önemli bir kişiliğim yoktur aslında önemli mail gelebilecek kadar.ancak sebebini bulamadığımız her davranışımıza taktığımız isim gibi ben de ''alışkanlık''demek istedim.yorgunum,bitkinim.kafamda binlerce düşünce var derken,maillerime bakayım en iyisi.düşünmemi engelleyecek bir aktivite maili vardır dedim ve girdim mail sayfama.aman allahııım diye yükselen çığlıklarımı duyup,kendimi geri zekalı diyerek susturdum.erasmus sınavına girdiğimde sadece 60 ile geçmeyi başaran bir insanım.ancak beklediğim kadar sevinememiştim.bende şaşırmıştım aslında neden daha coşkulu sevinmedim diye.derken tabiki mektupları bekleme evresi de oldukça uzayıp,ben tam ümidimi kestiğim anda gelmişti.tabi ben yine çok sevinemedim.derken yaklaşık yarım saat önce maillerime girerek erasmus için verilecek olan hibe mektubumuuu görünce evet dedim demek ki mutluluğum bu mailde gizliymiş.şimdiden hayaller kurdum.bisiklet kiralamaca ile başlayabilirim mesela...
Paranoid insanlara tahammül yok.hep ben diyebilme bencilliğinde bulunup asla kendileri olamayan insanlar belkide yok edilmeli toplumdan.o zaman da insan kalmazdı sanırım evrende.her birimiz bencillik ile dünyaya sunulan varlıklar olduğumuzdan doğmuş olabilir mi ''tahammül''kelimesi.belki.bir önceki cümlemi destekleyici cümleler ile devam etmek isterdim.ama şimdi sabahtan beri sadece kedi sütü kadar süt ile idare etmeyi başarmış mideme zaman ayırıp daha sonra devam etme sözü veriyorum beyin hücrelerime.see u canlar ;)
2 Haziran 2012 Cumartesi
What I Mean
yoktum ben.insanlara ait kılınamıyordum.olmuyordu işte.ilkokulda aldığım ayakkabıarımla dalga geçen çocuk neredeydi şimdi?ya da yıldızı pembeye boyadığımda ''yıldızlar asla pembe olmaz''diyen hocam benden sonra kaç kişiye daha aynı cümleyi kurmuştu?
evet ben kimseye ait kılınmadım.sahiplenemedim de kimseyi.kendi ruhuma bile sadık kalamazken başka bir bedene sadık kalmak saçmaydı zaten.ama hep düşündüm.hep kaybettim birilerini.en sevdiklerim oldu bunlar elbet.her kaybettiğim varlık içinse,sadece bir damla çakıl taşı akıttım gözlerimden.hep heyecan duydum ve insanlar bu kadar heyecan duymamın anlamsız olduğunu söylediler.üşüdüm o an'larda.ama gizlemeye çalıştım.nefesim kesildi bazen ama gizlemeye çalıştım.paramın hiç olmadığı dönemlerde hediyeler aldım.aptal olduğum kanısına vardılar.saçlarımı kestirdim izlediğim filmden etkilenerek ve anlamsız buldular davranışımı.kırmak istemedim ben kimseyi ama hep kırıldım belkide.söylemedim kırıldığım anlarda.hiç üzülmediğimi düşündüler benim için.oysa ben bedenimin her bir hücresinden çakıl taşları fırlattım.konuştular.daima dinledim.sıkılmadımda.ama sustuğumda hep aptal yerine koyuldum.belki de aptaldım.sonra sessizce çıkmak istedim hayatlarından.düzenlerini yok etmemeliydim.Ve terk edenin ben olduğumu söylediler..oysa terk edilen hep bendim ama üstlendim bu suçlamayı.kızmadım.
29 Mayıs 2012 Salı
''ölüm''kelimesi ne kadar hareketsiz ise,o kadar donuk bir hal içerisindeydim bende.hala yazarken parmaklarımın titrediğini fark ediyorum.sahipsizdim bugun.kendime hükmedemeyecek kadar heyecanlı.korkularımız!bizleri yok edebilecek sihirli kelime.ya varsınızdır hayatta ya da yok.ama en çekilmezi iki kelimeden herhangi biri olamamanızdır.bu böyle devam etmez diyerek ölmeye de karar verebilirsiniz elbet.ama sanırım ben yaşamak kelimesinde huzurlu kılınmayı seçtim..bunun cevabını üç gün sonra kendime itiraf etme sözü vererek soyutluyorum düşünce topluluklarını zihnimden..
27 Mayıs 2012 Pazar
mutluydu.ve göz kapagının rengiydi mutluluk.sade,anlamsız ve kuşkulu.huzurlu olduğunda bile huzursuzdu aslında.düşüncelerine hükmedemeyişineydi tüm kıskançlığı.ya da itiraf etmekten korktuğu yalnızlığınaydı.mutluydu ama.kırmızı ojelerini sürmüş bir kız çocuğu kadar yada mastürbasyonu keşfeden ergenler kadar mutlu.bu kadar basitti işte insanları mutlu kılma çabamız.küçük şeylerde saklıydı sonsuzluğumuz.ama bu ''küçük şeyler''dediğimiz olguları hayatımızdan çıkardığımızda sadece bir beden kalıyordu geriye.ruhtaydı insan.ve bedenin sadece belirli bölgelerindeydi yaşam alanlarımız.boşunaydı paraya olan ihtiyacımız.ve boşunaydı milyonlarca insan arayışımız.sadece kendimizi bulduğumuz ruhtaydı huzur.ve bazen birçok bedene''fuck it''demekteydi belki de kimbilir..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)