20 Mayıs 2012 Pazar

ilkokul hocam dişleri dökülmekte olan bir canavardı

bazen tatminsizliklerimiz olur hani sonradan fark ettiğimiz cinsten.işte şuanda tam bu cümleyi tanımlayabilecek bir ruh hali içerisindeyim.film izleyeyim,yok en iyisi kitap okumalıyım ya da neyse yemek yesem diye ilerleyen düşünceler topluluğuna hükmedememe.can sıkıcı bu durum.ikilemlerin içerisindeki bedeniniz sadece oturarak yorulmakta ve siz hala ne yapmak istediğinizi bilemeden düşünmeye devam etmekteyseniz,ıhlamur çayı için.Ve hemen uyuyun.gözlerinizi canavar görmekten korkan çocuklar kadar sıkı kapatmayın ama.canınız yanar.tüm uyarımın sebebi canavarların olmadığını anlatmak değil.keşke olsalardı belki de.ben ilkokul hocamın pembe yıldız yaptığımda kızdığı rengi seçerdim yine.pembe.en son o zaman kız çocuğu olmuştum ve sonra sevmedim pembeyi..aslında pembeye degildi düşmanlığım.dişleri dökülmekte olan adamın,yaptığım yıldızı reddedişineydi.Ve evet benim ilkokul hocam dişleri dökülmekte olan bir canavardı.

1 Mayıs 2012 Salı

kalbin çakıltaşı fırlattığı an'lar vardır elbet

Hayaller kuarrasınız ve yaşama ideolojileri üzerine kuramlar.yaşarsınızda mesela birçoğunu.anszın gelişen olaylardır aslında insanı en ileriye götüren.ne sunulacağını bilmeden yola çıkmak mutluluk.aynı zamanda yok olmak.siz konuşursunuz karşıdaki dinler ve anladığını belirtir gün boyunca.sonra kurulan cümlelerdeki dünyalar yıkılır.siz sessiz kalırsınız.anlamadığınızı düşünürler.oysaki yaşamak sadece sen olmak oldugu içindir susmak.ve sessizlik,dünya kadar sessizliktir o an kendinize sunabileceğiniz mutluluk..

13 Mart 2012 Salı

hiçbir beklentisi olmayan bir insan hayal edin ve sonrada beni.zamanı geri almak istiyorum ve sadece belirli anları yaşamak yaşamak ve tekrardan.sonra dünyaya dönüyor ve içimdeki sesleri dinliyorum.ne istediğimi biliyorum ama hükmedemiyorum belkide ruhuma.belkide kelimesini severim ama çelişkileri asla.insanı yıprattığına inanırım bu kelimenin.ama en çok kullandığım kelimeler arasında baştan ilk 3 te yerini alır kendileri..aslında insanın çelişkilerden var olduğunu düşünüyorum.bir durup düşünün.çelişkilerimiz olmasaydı bu kadar öğrenmek ister miydik evreni.ve evrene ait tüm olguları.yani mutlu kılıyor biz tam aksi bir iddiada bulunmak istesek te.zamanı geri almak dedim evet.alalım hadi. aman tanrım hemen ilerletmeliyim die düşünmeye başladım ve çıktım hayal dünyamdan.aslında mutluyduk.kandırmak olarak algılamayın dostlar.gerçekten mutluyduk.sadece yaratmak istediğimiz biraz bunalım takılmaktı.bunu da çoğu zaman biz değil çevremizdeki karakterler yüklüyordu bizlere kim bilir.şimdi bu karakterlere uzun bir fuck itt çekip devam edin yaşamınıza.şimdi..iki gündür su ile beslenen bir canlı olarak artık yemek yemeliyim sanırım.sanırım iyi kelimedir iyi:))

24 Şubat 2012 Cuma

kelimeleri özel kıldığımızda bulacaktık mutluluğun anlamını.önce kelimeleri kullanmak için yaşamış olacaktık duyguları ve yok edebilecektik hiçliği.zamanı yok edemezdik elbet ama zamandaki ironileri oluşturabilirdik belki de.22 yaşındayken,hem 20 hem de 2 yaşında olabilirdik aynı anda ve zamanda.2 yaşında davranmak kadar kolay kılınabilirdi yaşamlarımız,eğer hissetmeyi başarsaydık.anlam veremedim birçok zaman yaşayan ölü bedenlere.nedendi ertelemeler ve nedendi isterken rol yapma gereksinimleri?merak ettim.öğrenmek istedim.sonra kendimi kaybettim zamanda.hızla ilerlerken zaman,ben ileri kelimesinde anlamsızlaştım.zamanda ilerlemekten çok gerilemek istedim.22 yaşında olup 2 yaşında davrandım.o zaman bulabilirdim dedim.ama olmadı.anladığım ne derseniz?kendimi anlamsızlaştırdığım.zamana meydan okumak isteyen her insan için kuruyorum bu cümleyi;ben ağır çekimdeyken çok hızlı ilerlediniz.sorun sadece buydu ama anlamanızı beklemek kadar ürkütücüydü bu durum beklide.

23 Kasım 2011 Çarşamba

yorgun bir yazı

yorgunum,sebepsizim ve kanunsuzum..zamandan soyutlanmış derim bedenimi kaplamaktan yorulmuş bir hal içinde..sıkıldım...uzun yolculukların özlemi ve rahatlatacağı düşüncesi,giderek beynimdeki tüm hücreleri ikna ediyor..yoruldum tüm amaçsız yaşayan insanlardan...dünyanın en basit insanı olmayı seviyorum.klasik ve zamanı farklı kılmaya çalışmayan bir kadın olmak!bu yaşayış tarzı stresten uzak tutuyor hücrelerimi..düşünmek zorunda kalmıyor,sadece yaşıyor olmanın verdiği,kimi zaman mutluluk kimi zaman ise yalnızlık duygusunu sindirerek yaşama hakkını sunmuş oluyorum kendime..sınavlar,insanların stresi,dinliyor numarası yapma ve rolünü yerine getirebilme çabası ve ardından gelen yorgunluk...egzotik bir otel odasını andıran bir mekana giriyorum sonra.beni sonsuzluğa götüren yerdeyim evet..rahatlamanın tüm evrelerini yaşadığım odam,yatağım ve ayna önündeki metal kutu şahit tüm yaşanmışlıklara...

17 Kasım 2011 Perşembe

Narsist olan her insana yakıştırdığım tek bir yaşayış biçimi var. o da mazoşist olarak yaşamlarına devam etmeleri.
mükemmelliği aradığımız her an oyunda olduğumuzu fark edebilseydik eğer,kendimizi kandırmak ve Tanrı'nın mucizelerini görmekten yoksun olmazdık.olduğu gibi kabul edilebilseydi dünya ve yetinebilseydi insanoğlu elinde olan güzelliklerle savaşlar ve yıkımlar ortadan kalkar,herkes farklı bir kimlik arayışı içinde kendini kabul ettirebilme çabası içerisine girmezdi belki de.zamanı soyutlamak istemez,ölümsüzlük için yok olmazdı.ama oyunda olmasaydı ve ego banyosuna girmekten zevk almasaydı...

5 Kasım 2011 Cumartesi

Tek derdi mutlu olmak gibi görünse de,egosunu tatmin edebilmek ön plandaydı.mutluluğu yakaladığı anda kaybedeceğine öylesine inandırmıştı ki kendini,bu duygunun onu kaybetmesine izin vermeden kendisi terk etmeliydi her daim insanlığı.korkusuz yaşamak içindi tüm çabası.bunun için terk etmişti herkesin inandığı yüceliği.onun için zaman,ön plana çıktığı anlardan ibaretti.saati sorduğunuzda ego çorbalı kertenkele kafası demekten çekinmezdi.böyle garip cümlelerin kendine has bir üslup olduguna inanmıştı.çevresindeki her insan degerliydi.ama belirli aralıklarla.bu aralıklar ve en samimi arkadaş kavramı sürekli değişirdi onun için.egosunu kimde tatmin ederse o onun için mükemmellikti ve ona tapabilirdi.ama sadece bir kaç ay..mutlulugun,sadece insanlığın zirvesinde olmakla var olabieceğine inanıyordu.üzücüydü bu.yanıbaşında ona mutluluğu sunan insanlar,bir çöp parçasından ibareti.tek derdi kendi benliğiydi ve bu onun sonu olacaktı..çünkü bencildi.sonsuzluk kadar yalnız ve bencil...
çizim:Franz Stuck