30 Mayıs 2013 Perşembe

üç harfti gün ve ben henüz ikinci harfindeyim

gecenin sona ermesinde uykumun kaçmasından anlamalıydım bugunun kötü bir gün olacağını.tam gün doğarken uyumaya zorlamaktan anlamalıydım zor gunlerın gelecek zaman olacagını.okul servısını 3 dakıka için kacırıp taksıye bınmek zorunda kalındıgında yada.muhtesem sunumlar yaparken ınsanlar motıve etmeye çalıştıgımda anlamalıydım belkıde.sunum sonunda ''tesekur''kelimesi suratıma fırlatıldıgında ya da.herneyse dedım ve cıktım dersem ınanmayın sakın.cunku bır ınsan gıbı sınırlendım tam olmayan bu calısmaya.kendımı nasıl ınandırabılırdımkı zaten karsımdakını ınandıramadan bazı seylere.sonra tam 13.00 da hareket eden okul servısınde buldum kendımı.mutsuz olarak ayrıldıgım bellıydı ve ben unutmak ıcın sureklı konustum.eve gırdım.karanlık ve yemek kokusu bırlsmısse eger dunyanın en ıgrenc gunune tünaydın demekten cekınmeyin sakın.bende öyle yaptım.ve sonra bilgisayardan actıgım radyoda sonuna gelınmıs bır muzık, sonunda ısmını bılmedığim kadın ''thank...''derken tekrar aklıma geldı bana soylenen''tesekur''kelımesı ve ben tam o sırada Romain Duris'i beğenerek ona teşekkürlerimi sundum muhteşem filmleri için.

18 Şubat 2013 Pazartesi

220112

Zamansızlıktı insan ruhunu özel kılan.
bundandı erken doğumlarda yasanan heyecan.
en az zamansız gelen olum kadar sasırtıcıydı zamansız gelen kısıler.
anlayamazdın ve anlamakta istemezdin çoğu zaman.
gri hücrelerin can bulmuşsa bırkac saatlıgıne farklı bır bedende,
anlamak ıstemezdın yaşadığın sonsuzluğu bır kalıba sığdırarak.
ve sonra yok olurdun.olmazdın aslında ama olmak isterdin yanı basında bulunan heycanı kaybetmemenın telasıyla
sonra uc harfe sıgdırırdın kelımelerin yeteriz kalacağı bu hisleri.çokta önem taşımazdı aslında kac harf ile sınırlandırdıgın.çunku daha buyuk ugraslar edınırdın kucucuk bır kelımeyı yok etmek ıcın.
oysa bu ugraslar daha da guclu kılardı kaçmak ıstedıklerını...
zamansızlıktı insanı tarif edemeyeceği hislerde yaşatan ve tüm gri hücrelerini bırkac saatliğine en can alıcı renklere girdirip daha sonra zıfırı karanlıkta yok eden.

                                                            

9 Kasım 2012 Cuma

yok'taki VAR'lık

Din kavramını yok etmek istememiz bizi daha çok bu cümlenin içine sürüklemekte aslında.ve insanlar bu cümleye bir hayat bahşedebilirler elbette.''yok etmek''cümlesi ''var etmek'' cümlesi ile çelişmemeli belki de.çünkü ;her iki olgu aynı anlamda can bulmakta.ve her nekadar farklı anlamlar çağrıştırsalar da zihnimizdeki gri hücrelerde aynı Tanrı için kurulan iki cümle olmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.

8'in özeti

uyandığımda yok olmak fikri listemde baştan 2.sıradaydı.ama önce ilaç almalıydım.rahatsızlığımı yok edebilecek bir ihtimali yok etmemeliydim.çünkü hasta olduğum için ölmek istemiyordum.aslında aldığım ilaçta ölünesi bir hastalığın ilacı değildi zaten.sonra saçlarımı fırça darbesi ile tanıştırdım.seviştiler belki de gözlerime aldırmadan.ve hazırdım.Ankara'nın en sevmediğim mevsimine merhaba dedim kapıdan çıktığımda.bilirsiniz beni.kışları nasıl hayatta kaldığımı hala çözemedim,çok üşüyen biri olarak.ingilizce derslerini sevmem oldum olası.çünkü;gramer bilgilerinden midem bulanıyor artık.ama dinliyor numarası yapmaktan kacınmadım.hatta notlar aldım.ama hocanın anlattıkları degıldı aldığım notlar.benim o konu ile ilgili oluşturduğum pratik gramer bilgileriydi.ve sonra sıkıldım kendi olmayan insanların bulunduğu binadan.çıktım.yağmurun yağmasına aldırmak istemeden devam ettim.ve en çok sevdiğim yerde buldum kendim.ait kılmadım kendimi dondurmalı browniye.ama yedim.midem bulandı.browniden değil yanlış anlamayın.aklıma gelen insanlardan.ve aklıma gelen ilk kitabı hediye etmesini söyledim arkadaşıma.10 dakika sonra elimdeydi kitabım.ve aşık olduğum adamın kelimeleri ile sıkı bir seks yasayacaktım yaklaşık 7 dakika sonra.ve son basamaktan sağ ayağım ile indikten ve yaklaşık 12 adım ilerledikten sonra yine sağ ayağım ile metronun kapısından içeri girdim.sola döndüm ve sarı koltuklardan yan tarafında ayırma kavramını yaşatabilmek adına konmuş demir direğin bağlantılı olduğu koltuğa oturdum.sonrasında kendimi huzura erdirme zamanına merhaba dedim.ve her kelimesini şehvetle okuyordum kitabın.birazdan kötü bir konuşma yapacağım adama doğru ilerleyen metrodan indim.inmeliydim.bu kadar huzurluyken ben,onun bana sunacağı aldatılma hikayemi dinlemek o kadar da cezbetmemişti hücrelerimi.sonra bir arkadaşımın evine giderek ısınmaya karar verdim.soğuktu çünkü metro durakları.kapıda karşıladı beni tüm ruhunu adadığı başucu kitabı ile.ve bir Elf hikayesi ile baslattı hikayesini.sonra onun kelimelerine kapıldım.ve ruhum bir Elf'in ruhu kadar özeldi artık.

7 Kasım 2012 Çarşamba

ve aylaklık

her seyi yok ediyorum tekrardan.alışkanlıklar bana göre değil.hiç tanımadığım bir adama adamaya çalışıyorum bir haftadır kendimi. ilk defa kullanmaya başladığım telefon denilen makineden ısrarla yazıyorum.teknoloji harikası programları kullanıyorum bu gönderileri yazarken.oysa mektup atmak isterdim.belki o da isterdi kim bilir.ama hayır ne telefona alışabildim .ne de kendimi birine adama fikrine.ağlıyorum sessizce.üzülmüş numarası yapmak istiyorum ayrıldığım adam için.ama ruhum bana hükmediyor.çünkü en son ağladığımda gözyaşı beklerken ben,kemik fırlatmıştım gözlerimden fark etmeden.eğlenceli bir dünya sunmak istediğimde;susuyorum.bugun yaptığım telefonu kullanmama kararı da aldığım en iyi karardı belkide.ev arkadaşım.işte dünyanın en samimi insanı ile tanıştınız bu iki kelimeyi kurduğumda.şanslıyım.aldatıldığım için,zamana takılmadığım için,ve yok edici kararlar aldığım için.3 ay önce balıkları sevmemi sağlayan adam.ve seni sevebilir hatta seni görmek için tekrardan gelebilirim asırlar ötesindeki dünyana..ve ben yaz mutluluğunun bana sunmuş olduğu Aylaklığım ile tanışıyorum tekrardan bu gece..                                                                  


ve La Ramblas'da seninle tekrardan viski yudumlamak aşkına bu gece tüm hücrelerim.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

ve roma günlükleri

Kendimle yaşamayı başarmakta bile zorluk çekerken,biranda dokuz kişi ile aynı evi paylaşmanın zorluğunu anlatabilmem imkansız olur elbet...o halde yapabileceğim tek bir şey vardı.Ve yaptım evet.eve geç girip erken çıkma kavramı.merdivenleri seviyorum.aslında ben rahatı sevmiyorum :}}

11 Haziran 2012 Pazartesi

kafam 2 oda bir salon.Ve ben,salonda kalabalık misafirleri ağırlar gibi ağırlıyorum düşüncelerimin karmaşıklığını.
merhaba.

6 Haziran 2012 Çarşamba

4 Haziran 2012 Pazartesi

Sütümü aldım geldim.derken dedim bir mail kontrolü yapalım.bu arada facebook sayfamı özlemeyebilirim ancak her gün mail kontrolü yapmazsam ayrı bir mutsuzluk hormonu ile vücudumun tüm dengelerini bozabiliyorum.çok ta önemli bir kişiliğim yoktur aslında önemli mail gelebilecek kadar.ancak sebebini bulamadığımız her davranışımıza taktığımız isim gibi ben de ''alışkanlık''demek istedim.yorgunum,bitkinim.kafamda binlerce düşünce var derken,maillerime bakayım en iyisi.düşünmemi engelleyecek bir aktivite maili vardır dedim ve girdim mail sayfama.aman allahııım diye yükselen çığlıklarımı duyup,kendimi geri zekalı diyerek susturdum.erasmus sınavına girdiğimde sadece 60 ile geçmeyi başaran bir insanım.ancak beklediğim kadar sevinememiştim.bende şaşırmıştım aslında neden daha coşkulu sevinmedim diye.derken tabiki mektupları bekleme evresi de oldukça uzayıp,ben tam ümidimi kestiğim anda gelmişti.tabi ben yine çok sevinemedim.derken yaklaşık yarım saat önce maillerime girerek erasmus için verilecek olan hibe mektubumuuu görünce evet dedim demek ki mutluluğum bu mailde gizliymiş.şimdiden hayaller kurdum.bisiklet kiralamaca ile başlayabilirim mesela...
Paranoid insanlara tahammül yok.hep ben diyebilme bencilliğinde bulunup asla kendileri olamayan insanlar belkide yok edilmeli toplumdan.o zaman da insan kalmazdı sanırım evrende.her birimiz bencillik ile dünyaya sunulan varlıklar olduğumuzdan doğmuş olabilir mi ''tahammül''kelimesi.belki.bir önceki cümlemi destekleyici cümleler ile devam etmek isterdim.ama şimdi sabahtan beri sadece kedi sütü kadar süt ile idare etmeyi başarmış mideme zaman ayırıp daha sonra devam etme sözü veriyorum beyin hücrelerime.see u canlar ;)

2 Haziran 2012 Cumartesi

What I Mean

yoktum ben.insanlara ait kılınamıyordum.olmuyordu işte.ilkokulda aldığım ayakkabıarımla dalga geçen çocuk neredeydi şimdi?ya da yıldızı pembeye boyadığımda ''yıldızlar asla pembe olmaz''diyen hocam benden sonra kaç kişiye daha aynı cümleyi kurmuştu?
evet ben kimseye ait kılınmadım.sahiplenemedim de kimseyi.kendi ruhuma bile sadık kalamazken başka bir bedene sadık kalmak saçmaydı zaten.ama hep düşündüm.hep kaybettim birilerini.en sevdiklerim oldu bunlar elbet.her kaybettiğim varlık içinse,sadece bir damla çakıl taşı akıttım gözlerimden.hep heyecan duydum ve insanlar bu kadar heyecan duymamın anlamsız olduğunu söylediler.üşüdüm o an'larda.ama gizlemeye çalıştım.nefesim kesildi bazen ama gizlemeye çalıştım.paramın hiç olmadığı dönemlerde hediyeler aldım.aptal olduğum kanısına vardılar.saçlarımı kestirdim izlediğim filmden etkilenerek ve anlamsız buldular davranışımı.kırmak istemedim ben kimseyi ama hep kırıldım belkide.söylemedim kırıldığım anlarda.hiç üzülmediğimi düşündüler benim için.oysa ben bedenimin her bir hücresinden çakıl taşları fırlattım.konuştular.daima dinledim.sıkılmadımda.ama sustuğumda hep aptal yerine koyuldum.belki de aptaldım.sonra sessizce çıkmak istedim hayatlarından.düzenlerini yok etmemeliydim.Ve terk edenin ben olduğumu söylediler..oysa terk edilen hep bendim ama üstlendim bu suçlamayı.kızmadım.

29 Mayıs 2012 Salı

''ölüm''kelimesi ne kadar hareketsiz ise,o kadar donuk bir hal içerisindeydim bende.hala yazarken parmaklarımın titrediğini fark ediyorum.sahipsizdim bugun.kendime hükmedemeyecek kadar heyecanlı.korkularımız!bizleri yok edebilecek sihirli kelime.ya varsınızdır hayatta ya da yok.ama en çekilmezi iki kelimeden herhangi biri olamamanızdır.bu böyle devam etmez diyerek ölmeye de karar verebilirsiniz elbet.ama sanırım ben yaşamak kelimesinde huzurlu kılınmayı seçtim..bunun cevabını üç gün sonra kendime itiraf etme sözü vererek soyutluyorum düşünce topluluklarını zihnimden..

27 Mayıs 2012 Pazar

mutluydu.ve göz kapagının rengiydi mutluluk.sade,anlamsız ve kuşkulu.huzurlu olduğunda bile huzursuzdu aslında.düşüncelerine hükmedemeyişineydi tüm kıskançlığı.ya da itiraf etmekten korktuğu yalnızlığınaydı.mutluydu ama.kırmızı ojelerini sürmüş bir kız çocuğu kadar yada mastürbasyonu keşfeden ergenler kadar mutlu.bu kadar basitti işte insanları mutlu kılma çabamız.küçük şeylerde saklıydı sonsuzluğumuz.ama bu ''küçük şeyler''dediğimiz olguları hayatımızdan çıkardığımızda sadece bir beden kalıyordu geriye.ruhtaydı insan.ve bedenin sadece belirli bölgelerindeydi yaşam alanlarımız.boşunaydı paraya olan ihtiyacımız.ve boşunaydı milyonlarca insan arayışımız.sadece kendimizi bulduğumuz ruhtaydı huzur.ve bazen birçok bedene''fuck it''demekteydi belki de kimbilir..

20 Mayıs 2012 Pazar

ilkokul hocam dişleri dökülmekte olan bir canavardı

bazen tatminsizliklerimiz olur hani sonradan fark ettiğimiz cinsten.işte şuanda tam bu cümleyi tanımlayabilecek bir ruh hali içerisindeyim.film izleyeyim,yok en iyisi kitap okumalıyım ya da neyse yemek yesem diye ilerleyen düşünceler topluluğuna hükmedememe.can sıkıcı bu durum.ikilemlerin içerisindeki bedeniniz sadece oturarak yorulmakta ve siz hala ne yapmak istediğinizi bilemeden düşünmeye devam etmekteyseniz,ıhlamur çayı için.Ve hemen uyuyun.gözlerinizi canavar görmekten korkan çocuklar kadar sıkı kapatmayın ama.canınız yanar.tüm uyarımın sebebi canavarların olmadığını anlatmak değil.keşke olsalardı belki de.ben ilkokul hocamın pembe yıldız yaptığımda kızdığı rengi seçerdim yine.pembe.en son o zaman kız çocuğu olmuştum ve sonra sevmedim pembeyi..aslında pembeye degildi düşmanlığım.dişleri dökülmekte olan adamın,yaptığım yıldızı reddedişineydi.Ve evet benim ilkokul hocam dişleri dökülmekte olan bir canavardı.

1 Mayıs 2012 Salı

kalbin çakıltaşı fırlattığı an'lar vardır elbet

Hayaller kuarrasınız ve yaşama ideolojileri üzerine kuramlar.yaşarsınızda mesela birçoğunu.anszın gelişen olaylardır aslında insanı en ileriye götüren.ne sunulacağını bilmeden yola çıkmak mutluluk.aynı zamanda yok olmak.siz konuşursunuz karşıdaki dinler ve anladığını belirtir gün boyunca.sonra kurulan cümlelerdeki dünyalar yıkılır.siz sessiz kalırsınız.anlamadığınızı düşünürler.oysaki yaşamak sadece sen olmak oldugu içindir susmak.ve sessizlik,dünya kadar sessizliktir o an kendinize sunabileceğiniz mutluluk..

13 Mart 2012 Salı

hiçbir beklentisi olmayan bir insan hayal edin ve sonrada beni.zamanı geri almak istiyorum ve sadece belirli anları yaşamak yaşamak ve tekrardan.sonra dünyaya dönüyor ve içimdeki sesleri dinliyorum.ne istediğimi biliyorum ama hükmedemiyorum belkide ruhuma.belkide kelimesini severim ama çelişkileri asla.insanı yıprattığına inanırım bu kelimenin.ama en çok kullandığım kelimeler arasında baştan ilk 3 te yerini alır kendileri..aslında insanın çelişkilerden var olduğunu düşünüyorum.bir durup düşünün.çelişkilerimiz olmasaydı bu kadar öğrenmek ister miydik evreni.ve evrene ait tüm olguları.yani mutlu kılıyor biz tam aksi bir iddiada bulunmak istesek te.zamanı geri almak dedim evet.alalım hadi. aman tanrım hemen ilerletmeliyim die düşünmeye başladım ve çıktım hayal dünyamdan.aslında mutluyduk.kandırmak olarak algılamayın dostlar.gerçekten mutluyduk.sadece yaratmak istediğimiz biraz bunalım takılmaktı.bunu da çoğu zaman biz değil çevremizdeki karakterler yüklüyordu bizlere kim bilir.şimdi bu karakterlere uzun bir fuck itt çekip devam edin yaşamınıza.şimdi..iki gündür su ile beslenen bir canlı olarak artık yemek yemeliyim sanırım.sanırım iyi kelimedir iyi:))

24 Şubat 2012 Cuma

kelimeleri özel kıldığımızda bulacaktık mutluluğun anlamını.önce kelimeleri kullanmak için yaşamış olacaktık duyguları ve yok edebilecektik hiçliği.zamanı yok edemezdik elbet ama zamandaki ironileri oluşturabilirdik belki de.22 yaşındayken,hem 20 hem de 2 yaşında olabilirdik aynı anda ve zamanda.2 yaşında davranmak kadar kolay kılınabilirdi yaşamlarımız,eğer hissetmeyi başarsaydık.anlam veremedim birçok zaman yaşayan ölü bedenlere.nedendi ertelemeler ve nedendi isterken rol yapma gereksinimleri?merak ettim.öğrenmek istedim.sonra kendimi kaybettim zamanda.hızla ilerlerken zaman,ben ileri kelimesinde anlamsızlaştım.zamanda ilerlemekten çok gerilemek istedim.22 yaşında olup 2 yaşında davrandım.o zaman bulabilirdim dedim.ama olmadı.anladığım ne derseniz?kendimi anlamsızlaştırdığım.zamana meydan okumak isteyen her insan için kuruyorum bu cümleyi;ben ağır çekimdeyken çok hızlı ilerlediniz.sorun sadece buydu ama anlamanızı beklemek kadar ürkütücüydü bu durum beklide.

23 Kasım 2011 Çarşamba

yorgun bir yazı

yorgunum,sebepsizim ve kanunsuzum..zamandan soyutlanmış derim bedenimi kaplamaktan yorulmuş bir hal içinde..sıkıldım...uzun yolculukların özlemi ve rahatlatacağı düşüncesi,giderek beynimdeki tüm hücreleri ikna ediyor..yoruldum tüm amaçsız yaşayan insanlardan...dünyanın en basit insanı olmayı seviyorum.klasik ve zamanı farklı kılmaya çalışmayan bir kadın olmak!bu yaşayış tarzı stresten uzak tutuyor hücrelerimi..düşünmek zorunda kalmıyor,sadece yaşıyor olmanın verdiği,kimi zaman mutluluk kimi zaman ise yalnızlık duygusunu sindirerek yaşama hakkını sunmuş oluyorum kendime..sınavlar,insanların stresi,dinliyor numarası yapma ve rolünü yerine getirebilme çabası ve ardından gelen yorgunluk...egzotik bir otel odasını andıran bir mekana giriyorum sonra.beni sonsuzluğa götüren yerdeyim evet..rahatlamanın tüm evrelerini yaşadığım odam,yatağım ve ayna önündeki metal kutu şahit tüm yaşanmışlıklara...